ATB İçerik   
 
 
 

İlan Duyuru ve selamlaşma   
 
 

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ya da Üye Olun.
 

Anket   
 
 
12 Eylül Referandum Oyunuz Nedir?

Evet
Hayır
Çekimser



Sonuçlar
Oylama

Toplam Oy 5
Yorumlar: 0
 

Haberler   
 
 

Newsletter

Haber Bültenimizi almak için Üye Olmalısınız

Üye olmak için Tıklayın

 

ATB HAC   
 

 

Cenaze Nakil   
 

 

Avrupa Türk Birliği - Verband der Türkischen Kulturvereine in Europa :: Başlığı Görüntüle - EVLİYAULLAH
  •  Forum   •  Faqs   •  Search   •  Member list   •  User groups   •  Profile   •  Private msg

Aranacak sözcük yer
Avrupa Türk Birliği - Verband der Türkischen Kulturvereine in Europa Gelişmiş Arama

EVLİYAULLAH

 
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder printer-friendly view
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
alp




Kayıt: Nis 04, 2007
Mesajlar: 775
Şehir: Unknown

Durum: Çevrimdışı
Mesaj Tarih:
 13 Mar 2010 Cmt - 8:41
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj konusu: Icon Yok EVLİYAULLAH

EVLİYAULLAH

ALPEREN GÜRBÜZER

   Evliyaullah’ın yolunu yol bilmeli.
   Bahaüddin Nakşibendî (k.s); Bu yolumuzdan yüz çeviren tehlikededir buyurarak yolun Resulü Kibriya ve Ebubekir Sıddık’ın yolu olduğuna vurgu yapmak istemiştir. Bu güzel sözlere ilaveten derki; Beyazıdı Bestami’nin yolunun nihayeti,  benim yolumun bidayeti, Onun eline geçen en son marifet,  benim elime geçen ilk marifet değilse, marifetullah Bahaüddin’in kalbine haram olsun der. Evet! Şah-ı Nakşibendî’ye kadar bu yol şu isimlerle anıldı:
   Hz.Ebubekir Sıdık (r.anh.) ile Hz. Tayfur bin İsa Ebu Yezid el Bestamiye kadar Sıddıkiyye, Beyazidi Bestami Hz.lerinden Abdülhalıkıl Gücdüvani’ye kadar Tayfuriyye; Abdülhalıkıl Gücdivani’den Şah-ı Nakşibendî’ye kadar Haceganiyye, Şah-ı Nakşibendî’nin elinde en son Nakşibendiyye olarak isim alarak günümüze kadar tasavvufa renk kattılar, kıyamete kadar devam edecekte elbet.
   Allah’ın Habibi de; Ümmetimim yağmur gibidir, evvelimi daha hayırlıdır, ahiri mi daha hayırlıdır bilinmez buyuruyor. Şah-ı Nakşibendî (k.s) bu hususta der ki; “Allah’tan beni kendisine muhakkak vasıl edecek bir yol istedim, isteğim verildi de..” ifadeleriyle bu yolu sevenleri ve bu yolda kıyamete kadar ilerlemek isteyenleri müjdeledi.
     Eskiden herkes evliyaullaha sevgisinden dolayı Allah yolunda koştururdu, şimdi sevgiler enkaza uğramış durumda. Bu yüzden Allah sohbeti yapanlar adeta toplumda hor görülmeye başlanmış. Yine de ümit varız, hakeza kınayanın kınamasına aldırmadan, isterse doğudan batıya kadar sevgiye susamış insan denen nesneyi seven hiç bulunmasın mühim değil, yeter ki Allahın sevdiği kullar arasında bulunalım bu da yeter. Allahın sevdikleriyle bir arada bulunmak bir ömre bedel olsa gerektir, elbette ki gerisi lafügüzaf. Nitekim Peygamberimiz; “Kişi sevdiği ile birlikte hasrolunacaktır” diye buyurmakta.
     Şeyh Sadi Şirazi gül bahçesinde gülfidanının dibindeki ot’a hal lisanı ile şöyle ifade eder:
     —Ey ot!  Senin ne şeklin var, ne kokun, ne rengin, ne güzelliğin, ne de kıymetin var. O halde burada ne işin var diye serzenişte bulunur.
     Ot dile gelir:
      —Olsun, ‘Gülbahçesinin otu’ ismini taşıyorum ya, bu yetmez mi? Der. Ot ot haliyle böyle derken Allah dostlarını sevmekte bir derece imanın kemalatına işarettir.
    Allahü Teala; Biliniz ki Allah’ın velileri için hiçbir korku yoktur ve onlar mahzunda olmazlar (Yunus, 62) buyurmakta. Gerçektende mahşer günü onlar için korku yoktur, ama ahiret sermayesi olmayan için bu risk var. O gün elli yerde sual sorulacak ve cevabı verilmeyen her biri soru için bin sene olduğu yerde sabit kalınacak. Evliyaullah ise anlık cevaplarla cennet yurduna kanatlanacaklar.
      Evliyaullahı tanımayıp gayrısına bağlananlar Rasulüllahın; “Babasından gayrisine intisap edene Allah lanet etsin hükmüne” girer. Zira İbn’ul Farıd (k.s); “Bizim anamızdaki manevi neseb cisme bağlı olan nesebden daha yakın ve kuvvetlidir” demiştir. Çünkü biri ruhu besler,  diğer zahiri ebeveyn ise mideyi. Dolayısıyla ahiret sermayesine yönelik yatırım yapan manevi baba cismani babadan önde gelir elbet. Rasulullah (s.a.v) risaleti üstlendikten sonra hiç bir ayırım yapmadan herkese aynı çağrıyı yapıp hak yola davet etmişti. Bu çağrıya yüz çevirenler helak oldular,  icabet edenler kurtuluşa erdiler.  Nasıl ki; insan bazen yedi sülalesini merak edip öğrenmek ister ya,   aynen öyle de bir sufide bağlı olduğu manevi sultanını silsilesini bilmeli. Hatta rehberini yetiştiren manevi soy ağacını bilmeyen sufi gözü görmeyen kör insan misalidir çünkü.
     Şah-ı Hazne anlatıyor:
     Bir zamanlar çok sufisi olan bir şeyh varmış. Bir gün sufisi:
—Bana zamanın Gavsını gösterir misin diye rica eder
Şeyh:
—Ben sana yetmiyor muyum ki zamanın Gavsını soruyorsun?
Sufi:
—Ama efendim çok merak ediyorum deyince,
Şeyh;
—Falan memlekete git, falan köşede desti satan birisi var. İşte o testici zamanın Gavsıdır. Sufi denileni yapar, yanına varır:
—Bana bir desti sat der, destiyi verirken elinden düşürür ve kırar.
—Adam sakince:
—Zararı yok, der
Sufi:
—Ben bir başka desti almayacağım vazgeçtim der.
Adam hiçbir şey olmamış gibi;
—Peki, sen bilirsin der ve hiç desti satın almadan üstelik destiği de kırdığı halde onu güle güle uğurlar,  
 Aradan zaman geçer bu sefer Şeyhi sufisine:
—Zamanın Gavs’ı göçtü der.
Sufi şimdi de yeni Gavs’ı merak ederekten:
— Efendim zamanın Gavsı’nı bildirmeni rica ediyorum der.
Şeyh:
—Falan memlekette, falan yerde çömlek satan destici diye tarif eder,  böylece tarif üzere
gelip yanına varır.
Sufi hoş beş sohbetten sonra desticiden desti satın almak ister:
Destici:
—Tamam der ve ardından şöyle seslenir:
     —Al bu destiği, ancak sakın ola dikkat et kırmayasın,  yoksa senden yetmiş desti parası alırım uyarısını yapar.
      Evet!  evliyaullahda çeşit çeşittir. Kimi celalli,  kimi yunusi,  yani yukarda bahsi geçen desti satan iki Gavs arasındaki fark gibidir.
Gavs-ı Bilvanisi anlattı:
İbrahim Ethem haremiyle sarayında sohbet ederken damdan sesler işitir der ki;
-Dam da ne işin var ey Arabî!
Adam:
—Develerimi arıyorum, der.
İbrahim Ethem:
—Damda deve mi aranır?
     —Sen benim bu halimi tuhaf karşılıyorsun, ya sen kuş tüyü yataklarda zevki ve sefaya daldığın sarayında Allah’ı nasıl arar nasıl aklına düşürürsün, asıl sen buna taaccüp et der ve kaybolur. Bu sözler İbrahim Ethemin can evinden vurmaya yetti bile. Öyle ki padişahlığı, sarayı, tacı tahtı bırakıp mürşit aramaya koyulur. Bulur bulmasına da, ama bu seferde bulduğu Şeyh tarikat vermez der ki:
     —Millete zulmetmiş olabirsin, zorla ellerinden mallarını almış olabilirsin tüm bunların iadesi gerekir, onun için şu aşamada sana tarikat veremem der.
     Bu durumda İbahim Ethem memleketine döner ne kadar kul hakkı varsa hepsini kuruşu kuruşuna sahiplerine iade eder, derken dergâha kabulü böyle gerçekleşebilir ancak. Dergâhta severek on onbeş sene amel eder. Artık şimdi sıra sınanmaya gelmiştir. Samimiyet testinden geçecektir. Biliyorum aşağıda verilen örneğe itirazlar olacaktır belki de. Elbette ki Bir Mürşit şeriata aykırı talepte bulunamaz, bulunursa da neticesine bakmalı. Gerçekten neticesinde şeriata aykırı durum çıkarsa o mürşit değildir zındıktır. Başlangıçta o yapılan talebin  “Sizin kötü gördüğünüz şeylerde hayır, hayır gördüğünüz şeylerde de şer olabilir” hükmünü hatırlayacağız birazdan. Şöyle ki; Şeyhi;
—Git bana şarap getiriver der,  o da getirir, ama reddeder.
İbrahim Ethem’i tekrar çağırır bu sefer der ki:
     —Canım kadın istiyor, git bana kadın getir der. İbrahim Ethem de çaresiz hanımını getirir, tabiî ki şeyh kadını geri gönderir. İşte İbrahim Ethem bu. Teslimiyeti ile zamanın en büyük evliyalarından oluyor, hem de zor sınavı tereddütsüz bir şekilde usul usul, basamak basamak aşarak seçilmişlerin seçilmişi oluyor. Evliyaullah olmak, insana tacı-tahtı bile bıraktırır,  dile kolay.
   Mevlana; Padişahın dostu olan hiç zayıf kalır mı buyuruyor. O halde dostu evliya olan hiç garip kalır mı dersek yeğdir.


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Mesajları göster:  
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder printer-friendly view
Mesaj Panosu -> Tarih Din ve Milli Time synchronized with the forum server time
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)


Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
You cannot attach files in this forum
You cannot download files in this forum




Powered by phpBB © 2007 phpBB Group

Atb2009 Theme by effectica ©
Atb2009 Theme conversion By GPLhunter - visit us at: evolution-themes.net
Forums ©
effectica.com AVRUPA TÜRK BİRLİĞİ


Spambot Killer
Site Map

[News Feed] [Forums Feed] [Downloads Feed] [Web Links Feed] [Validate robots.txt]

Copyright © 2009. A.T.B - PHP-Nuke Evolution GNU/GPL Support Evolution Germany
Bu Site ÖnBellek Sistemini Kullanmaktadır. ÖnBelleği Güncellemek İçin Tıklayın.
[ Sayfa Üretimi: 0.77 Saniye | Bellek Kullanımı: 12.22 MB | VT Sorgusu: 113 ]

Do Not Click