ATB İçerik   
 
 
 

İlan Duyuru ve selamlaşma   
 
 

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ya da Üye Olun.
 

Linkler   
 
 

Anket   
 
 
Sitemize Ziyaretiniz Kim sayesinde ?

Googlede Buldum
Arkadaşım Önerdi
Genel Merkezden Öğrendim
Tesadüfen
Diğerleri



Sonuçlar
Oylama

Toplam Oy 167
Yorumlar: 0
 

Haberler   
 
 

Newsletter

Haber Bültenimizi almak için Üye Olmalısınız

Üye olmak için Tıklayın

 

ATB HAC   
 

 

Reklam   
 
 

Cenaze Nakil   
 

 

Avrupa Türk Birliği - Verband der Türkischen Kulturvereine in Europa :: Başlığı Görüntüle - GÖNÜL NE ÇAY, NE DE KAHVE, GÖNÜL SOHBET İSTER, İLLA D
  •  Forum   •  Faqs   •  Search   •  Member list   •  User groups   •  Profile   •  Private msg

Aranacak sözcük yer
Avrupa Türk Birliği - Verband der Türkischen Kulturvereine in Europa Gelişmiş Arama

GÖNÜL NE ÇAY, NE DE KAHVE, GÖNÜL SOHBET İSTER, İLLA D

 
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder printer-friendly view
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
alp




Kayıt: Nis 04, 2007
Mesajlar: 675
Şehir: Unknown

Durum: Çevrimdışı
Mesaj Tarih:
 31 Oca 2010 Pzr - 14:41
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj konusu: Icon Yok GÖNÜL NE ÇAY, NE DE KAHVE, GÖNÜL SOHBET İSTER, İLLA D

GÖNÜL NE ÇAY, NE DE KAHVE, GÖNÜL SOHBET İSTER, İLLA DA SOHBET
 
ALPEREN GÜRBÜZER

   Sohbet tesir ederse anlam kazanır, etki yapmazsa neye yarar ki.
   Saadat’ın sohbeti kâfirlere bile yapılsa onların kalplerinde yumuşama olurdu. Öyle ki; Hiristiyanlar Şah-ı Haznenin heybetinden etkilenmiş olsa gerek ki,  ona atfen;  Peygamber olabilir demişler. Şah-ı Hazne bunun üzerine;
   —Hâşâ ben peygamber değilim, olamamda,  çünkü peygamberlik kapısı kapanmıştır sakın öyle şeyler demeyin şeklinde uyarısını yapmak zorunda kalmıştır.
     Seyday-ı Taği;  “Zamanımızda ki Saadat geçmiş zaman Saadatından daha da büyüktürler, eğer edep dışı olmasaydı sahabenin derecesindedirler derdim. Gerçi hiç kimse sahabelerin hakikatine ulaşamaz ” diye beyan buyuruyor.
       Hazret Muhammed Diyauddin (k.s); “Her kim Şeyh Abdül Kadir Geylani’nin amelini yaparsa o da şey Abdülkadir gibi olur” demiştir. Anlaşıldığı üzere onların etkisi kendisinden değil Allah’a yakın olmalarındandır, dolayısıyla o ölçüdede sohbetleride tesirlidir.
      Nur sofrası sohbetle kurulur, gönül ne kahve ne çay gönül sohbet ister derler ya,  işte öyle bir şey. Boyunlar bükülür, eller bağlanır,  kalpler tek noktada toplanır; böylece Vahyin soluğunda ve Nübüvvet kandilinde sohbet gerçekleşir.
      Sohbet Meclisinin tavanını Melekler,  tabanını talipliler kaplar,  ışığını da gönül dostları yakar. Böylece sohbetle üzerlerini sekinet iner pare pare.    
      Sekiz şart adabının en önemli maddesi ölüm rabıtasıdır. Neden acaba, hiç düşündünüz mü?  Bunun cevabı Gavs-ı Bilvanisi (k.s)’nin; Hz. Ömer’in yüzüğünü mühür gibi kazdırdığını, içine de şu ibareyi yazdırdığını: “Vaiz olarak ölüm sana yeter, Ey Ömer!” diye aktardığı misalde gizli.
       Günümüzde sünneti seniyyeye uygun dediğimiz sohbeti insanlık unutalı birhayli zaman oldu.  O özlenen ve tarihin sayfalarına haps olmuş o altın sohbetler doğrudan kalbe yönelikti. Artık gündemi modern sohbetçiler belirliyeli, kalbe değil beyni hedef alan demogojik sohbetler yer almaya başladı,  günümüzde hızla beyinleri esir almaya çalışıyorlar üstelik.  Tüm çabaları varsa yoksa irşad değil laf ebeliği yapmak, dahası onlar için akademik kariyerleri önemlidir. Ateşli haykırışlarıyla ne kadar ayet varsa,   ya da eteğinde nevar neyok onu dökme telaşındalar.  Üstelik konuştuklarının birçoğu Kuran’a dayandırılsa da, iyi analiz edildiğinde kendilerince önceden tasarlanmış düşünceleri Kur’an’a onaylatmak çabasına girdikleri fark edilir. Anlaşılıyor ki; ben merkezli ve çağın gereklerine hoş görünme gibi duygularıda bağrında taşıyan bir anlayışla sözüm ona sohbet yaptıklarını sanıyorlar. Oysa yapılmak istenen düpedüz Kur’anı abluka altına almak gibi düşünce yatar eylemlerinde. Yapmaya çalıştıkları Kur’anı asrın idrakine sunmaktır amaçları, bilmezler ki her asrın Kur’an’ın ışığına ihtiyacı var. Nitekim Kuran’ın penceresinden çağlar soluklar. Ne kadar çabalasalar da sünnetten yoksun Kur’anı hayatın dışına atamazlar. Çünkü Kur’an’ı Mucizü’l Beyan çağlar üstüdür.
       Darvin biyolojik kanunları kendi kafasına göre elekten geçirip insanı maymunlaştırıyordu,  modernist sözde âlimlerde buna benzer metodla ilahi kaynağı kurutmak adına kendilerini ön plana alarak ilahi buyrukları dökümanlara çeviriyorlar. Demek ki; ilkellik dünde değil, bugünde var, hem de hayatın her alanında. Tek sermayeleri akıl, oysa İmam-ı Gazalinin dediği gibi;  Akıl, bir yere kadar arkadaş,  aklında giremiyeceği sahalar var.
        Kıvrak bir zekâ ile zamanımız o zaman değil gibi bir sürü basit gerekçelerle sosyal Darvinist yaklaşım sergilemekten bir an olsun geri kalmıyorlar. Zira geçmiş dedikleri ilimde zirve yılları olup bugünümüzü hazırlayan medeniyet hamlesiydi, dolayısıyla geçmişte yaşanan o muhteşem ilmi örtbas etmekle güneşi balçıkla sıvayamazsınız. Hakiki ilmi rafa kaldırıpda şuanda ilim diye yutturduğunuz laf kalpazanlağını örtbas etmeyi başarsanızda, etkiniz nereye kadar devam edebilir ki? Allah Rasulü; “Ümmetim hiçbir yıla girmeyecek ki, bir sonraki yıl ondan daha beter olmasın” (Mirkatu’l-Mefatih, 1/507) diye buyuruyor çünkü.
    Unutma ki peygamber meclisi sohbet halkası ile kuruldu, bu sahabe halkası ölümüne de olsa canlarından çok sevdiği Rasulüne bu sayede yoldaş oldular, dolayısıyla peygamberimizi önce akrabasından ziyade dostları mutlu etmiştir hep.
   Kaynaktan uzaklaştıkça ilimde de malesef gerileme olduğu aşikâr, kendilerini dev aynasında görmekle sahabeden üstün olduğunu düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü onlar ilmi birinci kaynaktan şahidi idiler.  Modernistler, kendileriyle dünküler arasındaki ilmi mesafeye bir gözatarlarsa duruş olarak hangi noktada olduklarını görebilirler pekâlâ. Aynalar yalan söylemez çünkü.
    Kur’an’ın uygulamaları geçmişte ne ise bugün içinde aynen geçerli, modernliğe şirin görünmek adına revizyona gitmeye peygamberlere bile yetki verilmemişken size ne oluyor? Gerek zina gerek hırsızlık vs. gibi hususlarda verilecek ceza Allah ne emrediyorsa dünde aynı bugünde. Oysa miadını doldurmuş olan vahiy ve sünnet değil,  dar kafalılık ve ufuksuzluktur. Efendimiz (s.a.v); “Kuşakların en hayırlısı benim dönemimde yaşayanlardır. Sonra onları izleyenler, sonra onları izleyenler gelir..” (Buhari,Müslim, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel..) buyurmakla hem insani farkı ortaya koyuyor,  hemde ilmi farkı..
     Şu bir gerçek ki; Kur’an ışığı ve onun uygulaması olan sünneti seniyye olmazsa halimiz perişan. Bırakalım onlar kendi heva ve heveslerinde boğulsunlar, yeter ki ilahi kaynaklarımıza laf atmasınlar. Hiristiyanlığın başına ne geldiyse ilahi kaynaktan uzaklaşmalarından dolayıdır. İncil’i doğrudan Hz. İsa’dan alarak değil ondan çok yıllar sonra başkalarınca kaleme alınmış,  yani din diye sundukları kilise ve Hiristiyan din adamlarından alınma metinler ve öngörülerdir.
    Allah Rasulunün; “Görüldüğü zaman onlar Allah’ı hatırlatır” beyanı Gönül dostlarına işarettir. Ki; onlar duruşlarıyla başlıbaşına sohbettir zaten. Zira biz onların duruşlarına müştakız, bakışlarına nazarlarına, sohbetlerine ramız. Allah sırlarını takdis etsin.
   Ölüm rabıtasına rabıta-i mevt’te denir, bu yüzden arifler ölüm en büyük sohbet demişler. Bazı insanlar var ki kalpleri mühürlüdür onlara ölümde tesir etmez. Allah’tan gafil, O’nu unutmanın tezahürüdür bu hal çünkü. O halde sen sen ol gaflete düşme, gayretkar olmalı ki şeytan iç dünyamızı altüst etme fırsatı bulamasın. Zira gayretli olandan şeytan kaçar bu böyle biline. Kurtuluş uyanık kalmakta ve Allah’ı anmakta...  Nitekim Rabbimizin ışığı her an ve her dem var.
   Sohbet vardır yılanı deliğinden çıkarır, sohbet vardır zehirdir,  yani dil yarasıdır adeta. İster meramını dil, ister yazı, isterse şiir ile ifade etmeye çalışsanda, muhataplarında güzel haller oluşmuyorsa beyhude çene yoruyorsun demektir. Hele hele İnsan haysiyetini bertaraf edecek alay edici usluplar ve müslümanlara hiciv etmek haramdır üstelik.
    Dilin afetlerinden biride şiirdir. Şiir Peygamberimize sorulmuş, cevaben; Güzeli güzel, çirkini çirkin olan sözdür demiştir.  Hele hele maksadını aşan şiiri okumak mekruh addedilmiştir. Bu yüzden Allah Rasulü bu manada; “Birinizin içi şiirle dolacağına irinle dolsun daha iyidir” buyurmuşlardır. Rasul-i Kibriya (s.a.v) mescide şiir okunmasını ve namazdan önce halka kurulmasını, eşya satılmasını yasak ettiği gibi, Hasan b. Sabit’e de şiir okusun diye minber koydurduğu da rivayet edilir. Hakeza şiir yazılı bir sohbet kitabı, ya da sözlü bir sohbetin Allah’ı hatırlatanı veya gönül dostlarından bahsedeni güzeldir.  Mekân ve binalardan,  ya da bina kalıntılarından, zamanlardan, milletleri dile getireni mubah, hiciv ve rezaletten konu edineni haram,  kadının güzelliğinden, selvi boyundan, endamından,  hatta saçının telinden bahsedeni ise mekruhtur.
    Sohbetin paylaşılanı güzeldir, dostu dost yapar sohbet. Sohbet dostu seçer, dostta sohbeti. Sohbetle gönüller kaynaşır ve yaren olunur, sonra tarik gerçekleşir. Çünkü sohbetine mest olduğun dost;  yolun üzerindeki dikenleride gösterir sana. Onun için derler ki; “Önce refik, sonra tarik.”
    Velhasıl; Yarenler Meclisi deyip geçmeyin, onların yanan kandilleri fırıldak dünyada tutunmamızı sağlar, bundan dolayı cümle yaren dostlarına selam olsun...


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Mesajları göster:  
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder printer-friendly view
Mesaj Panosu -> Tarih Din ve Milli Time synchronized with the forum server time
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)


Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
You cannot attach files in this forum
You cannot download files in this forum




Powered by phpBB © 2007 phpBB Group

Atb2009 Theme by effectica ©
Atb2009 Theme conversion By GPLhunter - visit us at: evolution-themes.net
Forums ©
effectica.com AVRUPA TÜRK BİRLİĞİ

Spambot Killer
Site Map

[News Feed] [Forums Feed] [Downloads Feed] [Web Links Feed] [Validate robots.txt]

Copyright © 2009. A.T.B - PHP-Nuke Evolution GNU/GPL Support Evolution Germany
Bu Site ÖnBellek Sistemini Kullanmaktadır. ÖnBelleği Güncellemek İçin Tıklayın.
[ Sayfa Üretimi: 0.97 Saniye | Bellek Kullanımı: 12.21 MB | VT Sorgusu: 119 ]

Do Not Click