|
Anadolu’da güzel bir deyim vardır,
‘’delinin biri kuyuya bir taÅŸ atmış, kırk akıllı çıkarmaya uÄŸraÅŸmış’’ diye.
Demokrasisi, insan hakları, hayvan haklari, çevre dostluÄŸu, din ve vicdan hürriyeti vs. ile dünyada hatırı sayılır bir yer edinmiÅŸ olan avrupa’nın, sözüm ona sözde aydınlarının ve ileri gelenlerinin çoÄŸunun, söz konusu islam, müslüman, islam corafyası ise nasıl çifte standart uyÄŸuladığını görünce ister istemez akıllara durgunluk veriyor.
GeçtiÄŸimiz günlerde İsviçre de yapılan, her yönüyle yanlış olan minare referandum sonucu avrupanın hemen hemen her ülkesinde birinci gündem maddesi olarak tartışılmaya baÅŸlandı. Tabiki konu İslam, Cami, Minare olunca, avrupada yaÅŸayan yabancıların uyumundan tutunda, türk gençlerinin karışmış oldukları suçlara kadar herÅŸey masaya yatrılıyor ve tartışılıyor ve ortaya çıkan manzara, yada çıkarılan manzara avrupada yaÅŸayan yabancıların özelliklede türklerin uyum konusunda çok zorlandıkları.
Buna yine güzel türkçemizdeki güzel bir deyimle’’ gaye üzüm yemek deÄŸil baÄŸcıyı dövmektir ‘’ denir.
Birkere yukarıdada belirttiÄŸimiz üzere ‘’ din ve vicdan hürriyeti’’ anayasaında bulunan ülkelerde kendi halkının büyük çoÄŸunluÄŸunun dini dışındaki dinlerin ibadet haneleri, dini yaÅŸamları vs.. hakkında bir referandum yapması evrensel insan haklarına tersdir.
Böyle bir refarandumun sonucu üç aÅŸağı beÅŸ yukarı zaten önceden bellidir. Bu refarandumda asıl niyet yanlıştır. Bu aynı oynanmadan önce manupile edilmiÅŸ, sonucu önceden belli bir Futbol musabakasına benzer.
Özellikle doksanlı yılların başından beri önce çifte sonra yaÅŸadıkları ülkelerin sade vatandaÅŸlıkları yine bu (müslümanlara) insanlara dinlerinin islam olduÄŸunu bile bile bu ülkeler tarafından verilmedimi, bu konuyu (islamı ve deÄŸerlerini) tartışmaya açanlar, bu sorunun asıl muhataplarının öncelikle kendi vatandaÅŸları olan millyonlarca müslümanın olduÄŸunu bilmiyorlarmı? yoksa bu ülkelerin anayasaları müslümana ayrı, hırıstiyana ayrımı? tasarlanmıştır da böyle bir referanduma, veya böyle bir tartışmaya gerek görülür.
Her fırsatta gündeme getirilen uyumsuzluk meselesi hakkında bu ülkelerin yönetimleri üzerlerine düÅŸeni ne kadar yerine getiriyorlar, millyonlarca aşırı saÄŸ zihniyette olan vatandaÅŸlarını acaba müslümanların kaçta kaç orantıda uyum saÄŸlata bilmiÅŸler.
DeÄŸerli sözde aydınlar, ÅŸunları lütfen kulak ardı etmeyin bizler müslümanlar olarak, aynı apartmanı paylaÅŸtığımız Hırıstıyan komÅŸularımızla, aynı soyunma odasını kullandığımız hırıstıyan veya baÅŸka dine mensup iÅŸ arkadaÅŸlarımızla, sahalarda beraber ter döktüÄŸümüz takım arkadaÅŸlarımızla, aynı sırayı paylaÅŸtığımız sınıf arkadaÅŸlarımızla, ön yarğısız peÅŸin kararsız uyum içinde avrupanın ve avrupada yaÅŸayan insanların dili, dini meÅŸrabi,ne olursa olsun istisnasız hepsinin refahı için karşılıklı sayğı ve uyum içinde mücadele vermekteyiz.
Tabiki baÄŸzı konularda henüz istelinen sevye yakalanmış deÄŸil.
Özellikle, genç nesil aşırı derecede vurdum duymaz, sorumsuz ve yeteri derecede eÄŸtimsiz yetiÅŸmektedir. Bunun sebebi baÄŸzılarının ima etdikleri gibi bu gençlerin müslüman kökenli oluÅŸlarından deÄŸil, birinci derecede o ülkelerin yanlış eÄŸtim politikalarından dır.
Butür sorunlu gençler hangi dine mensup olurlarsa olsun istisnasız içinde bulunduÄŸumuz toplumun genel sorunudur. Eminimki bu ülkelerin eÄŸtim politikalrında yapılıacak olan düzeltmelerle bu gençlerin eÄŸtim düzenini saÄŸlayacak ve yüzlerce gencimizi, dini kökeni ne olursa olsun yanlış ve maksatlı gurupların yerine, toplumumuzda sorumluluk üstlenecek bireyler haline getirecektir.
İnsanlarımız hanÄŸi etnik kökene, hangi dine mensup olurlarsa olsun yine bizim toplumumuzun insanlarıdır. Bunu böyle kabül etmeliyiz.
Bizler Yunus gibi ‘’yaradılanı seviyoruz yaradandan ötürü’’
|