ATB İçerik   
 
 
 

İlan Duyuru ve selamlaÅŸma   
 
 

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ya da Üye Olun.
 

Anket   
 
 
Sitemize Ziyaretiniz Kim sayesinde ?

Googlede Buldum
Arkadaşım Önerdi
Genel Merkezden Öğrendim
Tesadüfen
DiÄŸerleri



Sonuçlar
Oylama

Toplam Oy 181
Yorumlar: 0
 

Haberler   
 
 

Newsletter

Haber Bültenimizi almak için Üye Olmalısınız

Üye olmak için Tıklayın

 

ATB HAC   
 

 

Cenaze Nakil   
 

 



MANEVİ KAL’AMIZIN BAYRAĞI: TÜRKÇEMİZ
Oruç Reis
Oruç Reis

Tarih: 9 Şubat 2010 Salı


 
- Avrupa’da yaÅŸayan Türkler’in varlıklarını ve kimliklerini koruma endiÅŸesi var mıdır?
- Avrupa’ya iÅŸçi göçüyle gelen 50 yaşın üzerindeki Türkler’in yaÅŸadıkları ülkenin dilini tam olarak konuÅŸamaması mı, genç ve çocuklarımızın Türkçe’yi bilmemesi mi ? Hangisi sizce büyük bir sorun olarak görülmelidir?
- Türkçe olmadan müslümanca yaÅŸamamız ve İslam’ı öÄŸrenmemiz ne kadar mümkündür?
- Türkçe öÄŸrenmek dini bir vecibe midir?
- Dil yalnızca bir araç mıdır ?
Yürekleri insan sevgisiyle dolu, kalpleri Allah, vatan, bayrak, millet aÅŸkıyla atan ve Avrupa’nın her köÅŸesinde zamana yenik düÅŸmemek için mücadale veren Aziz Milletimizin asil evlatları, deÄŸerli genç arkadaÅŸlarım.
Sizlerle bu köÅŸede hasbihal etmek, dertleÅŸmek, elemlerimizi ve sevinçlerimizi paylaÅŸmak arzusuyla ilk yazıma bazı sorularla baÅŸladım. Bu sorular ne kadar çoÄŸalırsa, sizler tarafından paylaşılırsa, yeni sorularla destelkenir ve görüÅŸlerinizle katkılar saÄŸlanır; halimiz, istikbalimiz sorgulanırsa, iÅŸte o zaman bu yazıların bir manası olur. O zaman maksat hasıl olur. Gayemiz edebiyat yapmak deÄŸil, toplumumuz için faydalı olacak ve geleceÄŸimizin garantisi olan genç arkadaÅŸlarımızı bir hedef etrafında birleÅŸtirmek, gerçekleri hiçbir anlaşılmaz nokta bırakmadan haykırabilmektir. Dünya’da hele Avrupa’da herÅŸeyi bulmanın çok kolay fakat kendini bulmanın ise zor olduÄŸu bir asırda, gelin bizler kendimiz miyiz, kendimizde miyiz hep beraber bir düÅŸünelim:
Kendi dillerini öÄŸrenemezsem, iÅŸ yok, istikbal yok dediler,
Babam  onların dilini bilmeden gerçi ona iÅŸ verdiler.
Ben dillerini çok güzel öÄŸrendim, bir Alman’dan daha güzel konuÅŸtum.
Bu sefer de sana iş yok yabancısın dediler.
 
Kendi dilini unutma pahasına, yaÅŸadığı ülkenin dilini o ülkenin gerçek sahiplerinin bir kısmından çok daha iyi konuÅŸan, yazan, anlayan binlerce Mehmet’in, AyÅŸe’nin haykırışıdır yukardaki satırlar. Bir öykü, bir masal, bir ÅŸiir deÄŸil, bir hakikatın ifadesidir. Ve bugün kendini neredeyse unutan bu gençler, kendilerine kendilerini hatırlatacak bir gücü, bir kalemi, bir nefesi beklemektedir.
İşte bu noktada, mütefekkir, dahi, öncü liderlerden İsmail Bey Gaspıralı’nın (1851-1914) derin, köklü, manalı “Dilde, Fikirde, İşte Birlik!” ÅŸiarı ve çağırısı kulaklarımızı çınlatmakta, ruhlarımızın derinliklerine bir lahuti sesle üflemektedir... Ve ne yazık ki 21. asırda dünya üzerinde yaÅŸayan ve sayısız sorunlara müptela olan Türkler bu sorunlarını çözebilecek fikir ve aksiyon adamı merhum İsmail Bey Gaspıralı gibi insanlardan mahrum ve de habersiz yaÅŸamaktadır.
Gaspıralı İsmail Bey’in vasiyetini yerine getirmek isteyenlerden bir baÅŸka çile insanı da son nefesine deÄŸin: ‘‘Ey Türk, ayıl, terpen, özüne gel ve bil ki, dilde birliÄŸin olmasa, fikirde birliÄŸin olmayacak, fikirde birliÄŸin olmasa, iÅŸte birliÄŸin olmayacak ve mahv olacaksan!” diye haykırdı fakat onun sesini duyanlar kulaklarını tıkayarak ÅŸairin,
‘‘Neler yapmadık ki bu vatan için,
Kimimiz öldük, kimimiz nutuk attık”
 
dediÄŸi gibi meydanlarda bol keseden ÅŸaÅŸaalı konuÅŸmalar yaptılar, nutuklar savurdular.Yüzlerce sene yoksulluk, yoksunluk içerisinde, gayesiz ve hedefsiz, paramparça ve ümitsiz yaÅŸayan Türk boylarına bir ışık, bir ümit, bir rehber olan ve onları asırlık uykularından uyandıran Gaspıralı İsmail Beylere bugün ne kadar da çok muhtacız.
 
Asırlar önce Atavatandan Anavatan Anadoluya gelen Alperen, Gazierenlerin torunları ve asırlar sonra Anadolu’dan kalkıp Avrupa’ya göç eden o erenlerin çocukları…Günümüzün moda deÄŸimiyle sosyal mobilite, veya göç…Fakat sonuncu göçün sonucunun ne olacağı hala tartışılan, üzerinde çok hesaplar yapılan bir muamma… Gerçi üzerinden bin yıllar geçse de Anadolu’ya ilk göçümüzü de kabullenememiÅŸ marazi ve de arizi beyinlerin olduÄŸunu bilmektesiniz herhalde.
 
Evet bizim derdimiz belli ve konumuza gelerek yazımızın başındaki sorular hakkında beraberce düÅŸünelim: Almanya’da, Hollanda’da, Fransa’da, Belçika’da.. yaÅŸayan Avrupalı Türkler’in bir kimlik meselesi var mıdır? KimliÄŸi hüviyet cüzdanından ibaret sananlar için belki olmayabilir. Türk nerede olusa olsun Türktür düstürunu hakkıyla yerine getiren kaç aile vardır. Veya bunun sadece sloganını atan, buna raÄŸmen hiçbir derdi olmayanlarımızın sayısı ne kadardır? Bunları az veya çok tahmin edebiliyoruz fakat kesin olarak bildiÄŸmiz bir husus vardır ki Almanya’da yaÅŸayan çocuk ve gençlerimiz arasında Türkçe dil problemi olanların oranı % 58 civarında olduÄŸudur. Aynı araÅŸtırmanın bir sonucu da Almanya’ya göçle gelen ilk Türk kuÅŸaklar arasında Almanca dil probleminin % 48 civarında olmasıdır.
 
Dil, kimliÄŸi belirleyen en temel unsurdur. Öyle ki; dilini kaybetmiÅŸ, unutmuÅŸ milletlerin isimleri kalsa da varlıkları tarih sahnesinden silinmiÅŸ ve yok olup gitmiÅŸlerdir. Bir milletin varlığı dil birliÄŸine dayanır. Dünya’nın onlarca ülkesinde, milyonlarca insanla anket yapılsa ve sorulsa, Almanca denince aklınıza ne gelir? Bu soruya %100’e  yakın verilecek en mantıklı cevap Almanlar olacaktır. Türkçe sorulunca, Türklerin konuÅŸtuÄŸu dil denilecektir. Kısaca dil dendiÄŸi zaman  o dili konuÅŸan millet, millet dendiÄŸi zaman da, o topluluÄŸun konuÅŸtuÄŸu dil akla gelir. Dil yalnızca aktüel tarihteki insanlar arasında konuÅŸmayı saÄŸlayan bir araç deÄŸildir. Milleti oluÅŸturan fertler arasında anlaÅŸmayı saÄŸlarken, asırlar boyunca birikmiÅŸ bilgi hazinesini muhafaza ederek nesilden nesile aktarır ve bu süreçte milli düÅŸüncenin oluÅŸmasını saÄŸlayarak, ortak düÅŸünce ve ifade birliÄŸi etrafında bir araya getirdiÄŸi toplumları bir millet yapar ve bu milletin manevi varlığını müdafa eder.
 
Demek ki dil, milletin manevi varlığını koruyan bir kal’adır.  Ä°ÅŸte bizim manevi varlığımızı koruyan bu kalenin surlarındaki bayrak Türkçemizdir. Türkçe elbette ki dil bayrağımızdır.Hilal ve yıldızlı al bayrağımıza ne kadar baÄŸlıysak, onu nasıl ÅŸeref ve haysiyetimiz kabul etmiÅŸsek, dil bayrağımız Türkçemizi de; kimlikli ve onurlu yaÅŸamanın temel ÅŸartı olarak görmek, korumak, konuÅŸmak, yazmak, onunla düÅŸünmek, anlaÅŸmak ve anlamak, yaymak ve yaÅŸatmak zorundayız!
 
Dilin kaynağı insanı yaratan ve ona konuÅŸmayı öÄŸreten Allah’tır. Allah her insanı konuÅŸtuÄŸu dilden anlamaya muktedir olan, her ÅŸeyin en iyisini bilendir. İslam’ı en iyi bir ÅŸekilde anlamak isteyen bir Türk evladı için ilk yol, güzel bir Türkçe öÄŸrenmekle iÅŸe baÅŸlamasıdır. Bu da  maneviyat dolu Türkçe ninniler, öyküler ve türkülerle göz bebeklerini yetiÅŸtiren bilgi ve hikmet sahibi cefakar Türk analarıyla mümkündür. Almanya’da yetiÅŸen çocuklarımızın Türkçe olmadan saÄŸlam ve doÄŸru bir İslam bilgisi almalarını düÅŸünmek, dinimizi ve dinimizin kaynaklarını bilmeyenlerin cehaleti olabilir ancak. İslami literatürü Arapça’dan sonra en geniÅŸ olan, günümüz kaynakları bakımından ise birinci dil Türkçe’dir. İslami literatürü oluÅŸmamış bir dille müslüman çocuklarına İslam din dersleri verilmesinin bir kazanım  olup olmadığı elbette tartışılmalıdır. Ve Türkçe İslam din derslerinde israrcı olmayan kuruluÅŸları da sorgulamak elbette demokratik bir düÅŸüncenin gereÄŸidir.
 
İslam’ın yeryüzünde yayılmasına, bir çok miletin gönüllü olarak müslümanlaÅŸmasına, İslam Kültür ve Medeniyetinin ÅŸekillenmesinde 1400 küsür yıllık İslam Tarihi’nin 1000 yılında adeta öncü olan ve bu misyonunu hala devam ettiren milletimizin dili olan Türkçe’yi, bu milletin çocuklarının ve de aynı tarihi, aynı kültürü, aynı coÄŸrafyayı paylaÅŸan insanların öÄŸrenmesi yalnız milli bir görev deÄŸil aynı zamanda dini bir vecibedir de…Bu vecibeyi imal edenler tarih sahnesinden silinmekle kalmayıp, indi İlahi’de de hesaba çekilmeyeceklerini iddia edemezler. Çünkü bu ihmalkarlıklar neticesinde kaybolan nesillerin hesabını elbette sorumluluÄŸu olanlar vereceklerdir.
 
Hal böyle iken Türkiye’mizin, açısı henüz netleÅŸmeyen açılımlarla yeni bir yörünge çizme çabasında olduÄŸu ÅŸu günlerde, büyük düÅŸünen beyinler tarfından 50-100 yıl ötesini görecek ve gösterecek ufuklara ihtiyacı vardır. Yıllar sonra mat çekebilecek bir hareketle piyon hamlesi yapabilecek stratejistler tarafından ortaya konulacak hamlelere ve bu büyük idealleri millete samiyetle inandırabilecek önderlere …
 
Bunlar; her mevsimde elbise deÄŸiÅŸtirir gibi fikir deÄŸiÅŸtiren ve toplum mühendisliÄŸine soyunan, ya da toplum mühendisliÄŸi yapanlara karşı olduklarını söyleyerek toplumu, oluÅŸturmak istedikleri kendi menfaat dünyalarına çekme gayreti içinde olan, sipariÅŸ yazılarla gazete köÅŸelerini süsleme vazifesi üzerinden para kazanan insanların iÅŸi deÄŸildir ve olmamalıdır.
 
Dünya siyasetinde söz sahibi olan veya olmak isteyen hiçbir ülkenin istikbalini resmedecek tablonun parçaları, gazete köÅŸelerinde çizilerek bir araya getirilmemiÅŸtir ve getirilemez. Çünkü yapılan köÅŸe kapmaca oyunu deÄŸil, milyonların kaderine etki edecek kararların alınmasıdır.
 
Bir milletin mukadderatının hudutlarını belirlemek için pergeli elinde tutan, o pergelin sabit ayağını nereye bastıracağını ve açılımın açısınının kaç derece olacağını çok önceden belirleyerek kendinden emin bir ÅŸekilde çizim masasının başına geçmeli ve bu iÅŸi tereyağından kıl çeker gibi yapmalıdır.…İlkokul öÄŸrencisi misali pergeli saÄŸa sola kaydırarak, kitap ve defterleri parçalayarak açısız ve anlamsız ÅŸekiller çizmekle meÅŸgül olmanın bir manası yoktur ve olamaz da…
 
Açılım üstüne açılım yapılan ülkemizde bir vatandaÅŸ olarak hassasiyetlerimizi dile getirmek ve mücadeleci bir demokrasi anlayışı içinde olmak zorundayız. Demokrasilerde katılımcılık, çoÄŸulculuk ve saydamlık esastır ve bu ilkelerin en baÅŸta uygulanması gereken kuruluÅŸlar arasında  demokratik düzenin vazgeçilmez kurumları olan siyasi partiler gelmektedir…Parti içi demokrasisi olamayan ülkelerde gerçek demokrasiye ulaÅŸmak olanaksızdır.
 
Åžekli, zamanı, mekanı, açısı ve koordinatları bizim tarafımızdan belirlenen, kısaca; kökü, gövdesi, dalı, yaprağı, çiçeÄŸi ve meyvesiyle biz kokan ve ülkemize fayda saÄŸlayacak çalışmalara bir diyeceÄŸimiz yoktur… Yani mili bir proje tanımlamasını kapsayacak ve gayrı mili olanı dışta tutacak bir uygulama memleketin hayrına aksi ise ÅŸerrinedir…
 
Millet olmanın olmazsa olmazlarından olan dil birliÄŸi bozulmadan kuvvetlendirilmelidir…Akrabalık baÄŸlarıyla Türk Milletinin bir parçası olmuÅŸ, tarihi kayıtlarda da bir uruÄŸu olarak zikredilen Kürtlerin, ekser çoÄŸunluÄŸunun birbirleriyle anlaÅŸtıkları ortak dil de Türkçe’dir. Dil güçlü bir  birleÅŸtirici unsur olduÄŸu içindir ki milli kültürümüzde gönül manasında da kullanılmıştır ve kullanılmaktadır. Dil birliÄŸi olmadan gönüllerin birleÅŸmesi, gönül birliÄŸi olmadan fikirlerin uzlaÅŸması, fikir birliÄŸi olmadan ideallerin gerçekleÅŸmesi mümkün deÄŸildir…Hünkar Hacı Bektaşı’n sözleri hepimize buyruk olsun: İlimize (vatanımıza), dilimize (Türkçemize) ve belimize (nesillerimize) sahip  çıkalım.


  
Oruç Reis
oruc.reis@gmx.de




Bu köşe yazısı 210 defa okundu. Toplam 1627 kelime

Çıktı Al Çıktı Al Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Oruç Reis ] - [ Yazarlar Dizini ]

Kose Yazilari ©
DUYURULAR   
 
SöyleÅŸiler

 

Köşe Yazarları   
 
 
 

üye Info Kutusu   
 
 
Günaydın 
Anonymous




Kayıt Ol
Kayıp Şifre
Çerezleri Sil
Üye Adı
Åžifre






 BaÄŸlı:   


En Fazla BaÄŸlı:   

 Botlar: 1
 Misafir: 127
 Ãœye: 0
 Toplam: 127
 Tarih:  Haz 03, 2010


Forum Forum:   

 Post: 396
 Konu: 295


 

Haber BaÅŸlıkları   
 

 

Yeni Şiirler
 
 
 

Sitenize Ekleyin   
 
 
Avrupa Türk Birliği


© DarkForgeGFX

 

effectica.com AVRUPA TÜRK BİRLİĞİ


Spambot Killer
Site Map

[News Feed] [Forums Feed] [Downloads Feed] [Web Links Feed] [Validate robots.txt]

Copyright © 2009. A.T.B - PHP-Nuke Evolution GNU/GPL Support Evolution Germany
Bu Site ÖnBellek Sistemini Kullanmaktadır. ÖnBelleği Güncellemek İçin Tıklayın.
[ Sayfa Üretimi: 0.48 Saniye | Bellek Kullanımı: 6.47 MB | VT Sorgusu: 85 ]

Do Not Click