Kibir; böbürlenme, kendini beðenme ve diðer insanlara karþý üstün görme olarak tariflenebilir. Böylesi bir ruhi gelgite sahip olan kiþiler kendilerini diðerlerinden her zaman farklý görürler. Bu kiþiler bakýþlarýndan, oturup kalkmalarýna, konuþmalarýna kadar her hareketlerinde farklý olduklarýný ortaya koymaya ve üstünlüklerini göstermeye çalýþýrlar.
Bu insanlar, herhangi bir sebeple kendilerine rakip gördükleri insanlarla her fýrsatta uðraþýr ve küçük düþürmeye çalýþýr. Ayrýca o kiþilerin iyi bir þey yapmalarýna ve methedilmelerine asla tahammül edemezler.
Sürekli “ben” düþüncesindedirler ve kendi deðerlerine uymayan hiçbir görüþe katýlmazlar, itiraz ederler. Öyle ki dini kurallarý bile önce kendi beyinlerinden süzer ve her düþünceyi, kendi beyninde oluþturduðu kutsala göre deðerlendirir ve kendi çýkarýmlarýna baðlarlar.
Etrafýndaki herkesi kendinden küçük gören bu insanlar, en yakýnýnda yer alan insanlarý bile kýrar, üzer ve hayatlarýndan bezdirir. Her insanýn kendisini methetmesini, anlatmasýný beklerler. Bu hastalýklý beyinler; dini veya milli deðerlere saygýsýzlýk yapanlarý affedebilir, ama kendi þahsýna yönelik olanlarý asla affetmezler.
Tevazudan bihaberdirler ve kendilerinden küçük gördüðü insanlarla bir arada durmamaya gayret gösterirler ama eðer karþýsýndakinden bir beklentisi varsa, onunla birlikte olma fýrsatýný da asla kaçýrmazlar.
Hemen hepsinin diðer bir ortak yaný, baþkalarýna ait becerilere, iyi hasletlere asla katlanamamalarýdýr. Yapýlan iyi bir þey varsa kendilerinden, hata varsa diðerlerindendir. Bu kiþiler ülkenin, milletin hayrýna bile olsa yapýlan güzel þeyleri, kendileri iþin içinde deðilse, mutlaka kötü addederler.
Kibirleri sebebiyle gözleri kör, kalpleri saðýr olmuþ bu insanlar yaptýklarý her þeyi bir menfaat, bir karþýlýk için yaparlar. Bu sebeple de diðer insanlarýn ALLAH rýzasý için, vatan, millet, memleket sevgisi için yapmaya çalýþtýklarýný da her zaman kötü göstermeye çalýþýrlar.