|
NATO Sırları Açıklansın, NATO’cular Yargılansın

|
Hakkı Öznur: “NATO’nun Kozmik Odaları Dağıtılmalı, Çökertilmelidir”
BBP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Öznur Kırşehir BBP il Başkanlığının düzenlemiş olduğu “ Açılımlar ve Türkiye” adlı konferansta konuştu.
Hakkı Öznur: “NATO Sırları Açıklansın, NATO’cular Yargılansın”
BBP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Öznur Kırşehir BBP il Başkanlığının düzenlemiş olduğu “ Açılımlar ve Türkiye” adlı konferansta konuştu. Kırşehir Kültür Müdürlüğü Konferans salonunda verilen konferansa ilgi büyüktü. Sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin temsilcileri de konferansa dinleyici olarak iştirak ettiler. 2 saat süren tarihi konferansta Hakkı Öznur Ülke ve dünya gündemini ele aldı. Açılım politikalarını, açılımların arka planlarını analiz etti.
Öznur konuşmasında; Ülkemizde devam eden küresel kuşatmayı, asimetrik ve kozmik savaşın iç ve dış boyutunu ortaya koydu. Soğuk Savaş döneminin Türkiye üzerindeki etkisini ve halen demokrasimizi tehdit eden Ülkemizi istikrarsızlaştırmak isteyen, ABD / ve AB’ye bağımlı NATO’nun iki kanadının iç iktidar mücadelesini anlattı.
Terör ve bölücülüğü de konuşmasında anlatan Hakkı Öznur, bölücülüğün, terörün, demokrasi dışı arayışların arkasında ABD Emperyalizminin olduğunu söyledi. PKK’nın stratejik bir “maşa” olduğunu İmralı canisi’nin de Gladyo’nun soğuk savaş döneminden beri elemanı olduğunu vurguladı. Hakkı Öznur konuşmasında Şunları Söyledi:
“Devlet Sırları mı? NATO Sırları mı?”
Türk siyasi literatürüne yeni bir kavram daha girdi: “Kozmik Oda”. Kozmik oda sır küpü. Devlet sırrı özelliği taşıyan bütün bilgi ve belgeler orada saklanıyor.
Bülent Arınç’a suikast iddialarının ardından gözaltına alınan, daha sonra serbest bırakılan, 2 subayın “Özel Kuvvetler” mensubu olmasının ardından, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi soruşturma açtı. Soruşturmayı yürüten Hakim TSK’nın en gizli yeri olarak bilinen “Seferberlik Tetkik Kurulu”nda arama yapma kararı aldı. Alınan kararla başlatılan aramalar 10 gündür halen devam ediyor.
Kimi çevrelerce “Sırlar Odası” diye adlandırılan yerde devam eden aramalar, belge incelemeler Genelkurmay ile davayı takip eden mahkemeyi karşı karşıya getirdi. Genelkurmay bir ulak göndererek aramaların durdurulmasını, Hakim Kadir Kayan’ın elinde olan gizli devlet belgelerinin de imha edilmesini istedi. Dilekçeyi işleme koyan Ankara 11.Ağır ceza mahkemesi oy birliğiyle bu talebi reddetti.
Ankara 11. ağır ceza “Devlet Sırrının arkasına gizlenmek şüphe büyütür” diye karar verdi. Mahkeme “İsnat edilen suçun vehameti nedeniyle aramaya engel yok, devlet sırrının arkasına saklanmak iddiaları güçlendirir” dedi.
Davayı soruşturan Hakim kamuoyunda “Kozmik Oda” diye adlandırılan yerde suç teşkil edecek belge bilgi aramaya devam ediyor.
Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarını araştıran Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Kadir Kayan ile Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgiliye gönderilen paket içindeki 8’er adet mermi yine puslu havayı daha da puslandırdı.
Darbe ve suikast girişimleri iddiaları, Hakim ve Savcıya mermiler gönderilmesi Türkiye’nin ve Demokrasimizin içinde bulunduğu kritik durumu açıkça ortaya koymaktadır.
Şu gerçeği her kurumun ve herkesin ilke olarak kabul etmesi lazım: “Devlet Sırları” ardına gizlenerek, hukuk dışı işler yapan kim varsa hukuk önünde yargılanmalıdır. “Devlet Sırları” ile “Devlet Sırrı olmayan hususları, titizlikle ve özenle ayıklamakta, Hukukun görevidir. Hukuk hukuku korurken devletin de milletin de hukukunu korumak, gözetmek zorundadır. Demokrasi ortadan kalkarsa, hukuk bir işe yaramaz.
Elbette Ülkenin güvenliği ile ilgili devlet sırları kesinlikle deşifre edilmemeli ve gizliliğine dikkat edilmelidir.
Her şey “devlet sırrı” diyerek demokrasi olmaz. Devlet sırrının arkasına gizlenerek demokrasi olmaz. Hadiselere bir perde çekmek Demokrasiyi tehlikeye atmaktır. Kurumların içine gizlenerek illegal işler yapanlar hep “devlet sırrı” kavramına sığınmışlardır.
Darbe yapacaklar, kirli işlere bulaşacaklar, ülkeyi kaosa sürükleyecekler sonra “devlet sırları” diyecekler. Artık bunlara dur denilmelidir. Buna teşebbüs edenler hukuk önüne çıkarılmalı ve yargılanmalıdır.
Devlet Sırrı NATO‘cu Bürokratik Oligarşinin, Millete ve demokrasiye karşı işlediği bütün suçların üzerine örttüğü bir örtüdür, bir Örtülü Harp masalıdır.
“Devlet Sırrı” diyorlar, devletin “sır belgeleri” bakıyorsunuz mafyanın, çetelerin, cuntacıların ofislerinde, evlerinde, işyerlerinde çıkmakta.
Ülkemizde hala Demokrasi sancılı ve yaralı. Demokrasi saydam ve kurallara uymak demektir. Devlet içerisine gizlenmiş karanlık odakların çetelerin üzerine mutlaka gidilmeli, asla yeise düşülmemelidir. Türkiye’nin geleceği, NATO Sırları’nın, derin yapıların, devletle alakası olmayan, onlarca yılın karanlıklarının ortaya çıkarılması ile sağlanır.
Devlet sırları Devletle Hukukla alakası olmayan, karanlık pis işeri yapmak mıdır? Devlet Sırrı nedir? Ne değildir? Nerede başlar? Nerede biter?… Bunlar artık açık bir şekilde Anayasa Hukukuna uygun bir şekilde şeffaf bir şekilde düzenlenmelidir.
Bir ülkenin kendi vatandaşlarına yönelik devlet sırrı olmaz. Demokratik hukuk devletinin yapması gereken, 60 yıldır ülkemize rahat yüzü göstermeyen, elini çekmeyen, yıllardır devam eden, darbelerin, muhtıraların, cuntaların, krizlerin, toplumsal çatışmaların, sansasyonel cinayetlerin, provokasyonların ve devam eden bölücülüğün esas kaynağı ve merkezi olan fitne fesat yuvası NATO’nun karanlık sırlarını ortaya çıkarmaktır.
NATO ‘nun Kozmik odalarında, Gladyo elemanlarıyla çalışan kişilerin, isimlerine, cisimlerine, konumlarına, mevkilerine bakılmadan hukuk önüne çıkarılmaları sağlanmalıdır.
Türkiye bunu yaparsa zifiri karanlıktan aydınlığa çıkar. Bu haliyle yapabilir mi? Yaptırırlar mı? Milletçe göreceğiz. Çünkü NATO üyesi olmakta ısrar eden, ABD yi “dost” ve “Müttefik” olarak gören, siyasi iktidar ve statükocu kesimler buna müsaade etmezler. Çünkü Türk derin oligarşisi NATO ve ABD karşıtlığını hazmetmez. Statükolarını kaybetmemek için Washington’u üzecek tavır ve tutumlara izin vermezler. Bunu yapmaya çalışanları, dün olduğu gibi bu günde engellemeye çalışırlar.
“NATO Sırları Açıklansın, NATO’cular Yargılansın”
Türkiye üzerinde “Kozmik bir elin” olduğu açıktır. Kozmik odadan içeriye bir Kozmik derin elin girdiği kesindir. Kozmik sırlar değil, kozmik açıklık olmalı. NATO’nun Kozmik Odaları kapatılmalı. Kozmik Hukuk ve Demokrasi gerçekleşmeli. Çözüm Kozmik krizlerde değil, daha çok demokrasi ve açıklıktadır.
NATO yapısı, hukuk dışı illegal derin odalar kökten temizlenmeli. “Kozmik sırlar” denilen, gerçekte Türkiye’nin bir türlü karanlıklardan, aydınlığa çıkamamasına sebep olan darbelerin, sansasyonel cinayetlerin, provokasyonların, “ihtilal şartlarını olgunlaştırma” planlarının yapıldığı, bütün karanlık odalar açığa çıkarılmalıdır.
Devlet Sırrı asla olmayan, millet, demokrasi, hukuk düşmanlığının yapıldığı, adına genel anlamda “Gladyo” denen o insanlık düşmanı karanlık yapı ortaya çıkarılmalı elemanları tek tek sorgulanmalıdır.
NATO’nun Ülkemizle ilgili kozmik odalarda sakladığı bilgi ve belgeler milletten gizlenmemelidir. NATO’nun pislikleri, yediği haltlar hukuk önüne dökülmelidir.
Türkiye dünden bu güne NATO‘cu Kozmik yapılarda devşirilen çalışan, bakan, milletvekili, siyasetçi hukukçu, gazeteci, yazar, medya mensubu, akademisyen, sendikacı, kim varsa hangi meslekten olursa olsun makamları, mevkileri, rütbeleri ne olursa olsun kamuoyu bunları bilmek öğrenmek istiyor.
Türk Hakim ve Savcılar esas olarak Balgat’taki ABD ofisiyle yani eski İsmi JUSMMAD olan ,ABD askeri derin kuruluşunun üzerinde yoğunlaşmalıdır. Bu karanlık ABD kuruluşunun ipliğini pazara çıkarmalıdır.
Topraklarımızda üsler kuran, ofisler açan, ülkemizin iç işlerine karışan her türlü karanlık faaliyetlerini Kozmik odalarda, üslerde sürdüren ABD’ nin Türk Derin yapılanması, içindeki unsurları ile birlikte çökertilmelidir. Kozmik odalardaki aramalar NATO ve CIA ile bağlantılı yapılar üzerine bina edilmelidir.
Soğuk Savaş döneminden günümüze Ülkemizde cereyan eden çok önemli olayların failleri, organizatörleri, planlayanları, maşaları, tetikçileri bulunmak isteniyorsa, aramalar Türkiye’deki NATO ofislerinde, NATO’yla irtibatlı kozmik odalarda devam etmelidir. Hakim ve savcılar NATO ve ABD engeli ile karşılanmayı göze alarak Türkiye’nin yarınları ve ülkemizin geleceği ve güvenliği için bunu yapmak zorundadır. Bu kolay değil, ama zoru son dönemlerde iyice yıpranan Türk Yargısı yapmak zorundadır.
NATO ve CIA ile iç içe çalışan ve bağlantılı olan Kozmik dairelerde görev yapanlar ve bunların karışmış olduğu karanlık olaylar kirli ilişkiler, derin bağlantılar gün ışığına çıkarsa Türkiye’nin son 60 yılı aydınlanmış olur. Türkiye bir daha karanlıklara boğulmaz.
Türkiye Derin yapılarla yüzleşmek istiyor. Ülkeyi karanlığa, acılara, krizlere, sürükleyen Kozmik derin yapılarda çalışan, hukuk dışı işlere, bulaşmış kişilerin deşifre edilmesini istiyor.
İtalya bunu başardı. Türkiye’de bunu başarmak zorunda Şimdi cesur savcılara ve hakimlere ihtiyaç var. AKP Hükümeti bunu yapamaz; çünkü Bağlı olduğu odaklar ABD ile işbirliği yapıyor. Küreselci NATO’cu Kanat AKP Hükümetini desteklemektedir.
Korkuların kimseye faydası yok. Korkularımızı terk etmeliyiz. Cesur inançlı ve kararlı olmalıyız. Türkiye’nin düze çıkması ancak bilge ve dik duruşlarla olur.
Yargıçlar devleti, İdeolojik devlet değil, yargının adil, tarafız ve bağımsız olduğu saydam ve demokratik bir devlet ancak istikrarı ve adaleti sağlar.
TSK NATO konseptlerini derhal terk etmelidir. Devlet sırları değil: Türkiye’nin milli Çıkarlarına zarar veren, NATO’nun kozmik daireleri dağıtılmalıdır.
Ülkenin milletin, devletin güvenliğini ilgilendiren ve hayati öneme sahip , gerçek devlet sırları değil. Türkiye’yi elli yıldır istikrarsızlığa sürükleyen kara kutular açılmalı derin sırlar ortaya saçılmalı, dökülmeli kimler ülkeyi karanlığa sürüklemişse, adalet önüne çıkarılmalı, halka hesap vermeleri sağlanmalıdır.
NATO’ya girdiğimiz tarihten beri devletin bilinmeyen(!) ne kadar Sırrı kalmıştır? Oda ayrı bir konu. En hassas kurumlarımızın içine kadar giren CIA/NATO bu gün Türk Devletinin düşürüldüğü acizliğin baş sorumlulardır
“Millete Karşı Özel Ve Psikolojik Harp”
Milletin değerleri ve inançları “iç tehdit” olarak görülemez. Yaşanan kaosun ve çatışmaların en temel sebeplerinden biri statükoyu korumak için milletin değer ve inançlarını “iç tehdit” olarak görmektir.
28 Şubat sürecinde bu tarihi ve büyük yanlış yapıldı. Ordu bağrından çıktığı Milletiyle kavgalı hale sokulmak istendi esas tehdit bir tarafa bırakılarak millete savaş açıldı.
Sokaklarda yürütülen tanklar, yasaklar, fişlemeler, andıçlar, provokatif Laikçi/ Faşizan gösteriler, Orduyu yönetime el koymaya çağıran beşinci kol çalışmalar otoriter ve totaliter zihniyetler hep o karanlık 28 şubat sürecinin milletimize reva gördüğü çağ dışı faşizan uygulamalardı.
Millete, Demokrasiye, Hukuk’a karşı “Özel harp”, “Psikolojik Harp” olmaz. “Asimetrik Harp” ve diğer savaş metotları ancak günümüzde ülkeyi istila etmeye veya bölmeye çalışan emperyalizm ve onların işbirlikçilerine karşı yapılır ve yapılmak zorundadır.
28 Şubat sürecinde milli iradenin ve demokrasinin üzerine “darbe tankları” sürenleri millet hala affetmiyor, unutmuyor.
“Demokrasiye balans ayarı yaptık” diyen Çevik Bir gibi militarist ABD/ İsrail çizgisindeki generalleri, darbeci ,cuntacı, çeteci eğilimleri millet nefretle anıyor.
Ordusuna güvenen millet, ama milletinin inanç ve değerleriyle kavgalı bir görüntü veren Ordu …. İşte bu durum, ülkenin 50 yıllık askeri darbe muhtıra ve darbe arayışlarının en temel göstergesidir.
28 Şubat süreci 27 Nisan e-Muhtırası Ordu ile milleti milli İradeyi karşı karşıya getirmiştir. Başta Genelkurmay olmak üzere bütün kurumlar siyasi iktidarlar devlet-millet ayrışmasına zemin hazırlayacak üslup tutum ve davranışlardan kesinlikle kaçınmalıdır. Türkiye artık gerilim ,çatışma, kutuplaşma istemiyor.
28 Şubat sürecinde mütedeyyin kesimleri ve cumhuriyeti kuran Türk milliyetçiliğini “iç tehdit” olarak gören, bölücülüğü tehdit olmaktan çıkaran laikçi otoriter faşizan zihniyet bu gün ülkenin içinde bulunduğu acı durumun baş müsebbidir.
Artık 21. yüzyıl’da Türkiye darbeleri, darbe çağrılarını, girişimlerini konuşmak istemiyor. Türkiye gündemini artık darbe planları suikast girişimleri işgal etmemeli.
Türkiye militarizm ve demokrasi dışı arayışlarla karşı karşıya kalmamalı. Bu gün öncelikli olan. demokrasinin, barışın özgürlüğün tüm ülkeyi sardığı bir siyasi gündemi oluşturmaktır. Herkes Türkiye’yi nasıl bir müreffeh ve öncü lider bir ülke haline getiririz bunun gayretini çabasını göstermelidir.
Türkiye’yi tehdit eden iç ve dış unsurlar bellidir. İç tehdit’in başında bölücülük gelmektedir. Dış tehditse bölücülüğün hamisi olan emperyalist şer odaklardır.
Türkiye’nin “milli güvenlik konsept’ini hazırlayan kurumlar, Dünya ve Türkiye gerçeklerini doğru analiz edip doğru kavramalıdır. İç ve dış tehditin ana küresel merkezleri bellidir: Washington, Pentagon, Londra, Telaviv, Brüksel v.b merkezlerdir.
Türkiye “soğuk savaş” dönemi konseptlerini terk etmelidir. Kendine has milli ve yerli konseptler oluşturmalı, milletin değer ve inançlarını esas kabul eden, Türkiye’nin milli güvenliğini her şeyin üzerinde tutan, küresel merkezlerin değil, Türkiye’nin ve Türk milleti’nin çıkarlarını ve güvenliğini savunan, adam gibi bir milli güvenlik siyaset belgeseli hazırlanmalıdır.
Şehit Muhsin Yazıcoğlu: “Devletin İçine Çeteler Sızacak Anasını Okurum!”
Türkiye’nin kurtuluşu, Türk Milliyetçiliği çizgisinde her türlü emperyalizme karşı milli ve yerli duruş ortaya koyan bir bakış açısından ve siyaset anlayışından geçmektir.
Hükümet ucuz popülizm yapıyor. Doğru değil. Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu bir televizyon programında “Ben Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam bu Şikayetleri yapmam Devletin kurumlarının içine çeteler sızdıysa anasını okurum” demiştir.
NATO’nun “gizli ordularını” “Kozmik odaları”nı başlarına yıkacak, CIA’nın “bizim “çocuklarını” tarih önünde yargılayacak ve hesap soracak tek hareket milli ve yerli bir hareket olan Ülkücü dünya görüşüne sahip Alperen kadrolardır.
Gladyo’dan Kurtulmanın yolu NATO’dan çıkmak ABD üslerini kapatmaktır. Bugün ülkemizde Gladyo’nun mangaları Türkiye üzerinde Kozmik savaşı yürütüyorlar.
Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve onun yiğit kadroları, her zaman Demokrasi dışı arayışlara karşı çıkmış, milli iradenin yanında yer almış, hukukun üstünlüğünü savunmuş, darbecilerle, cuntacılarla mafyayla, çetelerle mücadele etmiştir. Yazıcıoğlu’nun geride bıraktığı kadroları, onun izinde yürümeye, onun ilkeli seviyeli dürüst siyaset anlayışını devam ettirmektedir.
Dünden bugüne ülkemizi yöneten siyasi iktidarlar milliyetçilikten, yerlilikten uzaktır. Ancak şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun temsil ettiği çizgi, kadrolar ve onun izinde, yolunda giden Büyük Birlikçilerin, Alperenlerin kuracağı milli ve muktedir bir iktidar Türkiye’yi aydınlığa, refaha çıkartır. 21. yy’nın lider ve öncü Türkiye’sini inşa eder. Mazlumlara umut, zalimlere korku saçar.
“Ordu Siyaset Dışı Kalmalı, İç Siyasete Malzeme Yapılmamalıdır”
Bu gün TSK’ya da büyük görev düşüyor. Statükocu bakış açısını terk etmeli, ideolojik önyargılarını bırakmalı, bir parti gibi hareket etmemeli, milletin değer ve inançlarıyla ilgili kavgalı bir görüntü vermemelidir. İçinde TSK’ ya zarar veren hukuk dışı işlerle uğraşanlar varsa bunları tasfiye etmeli, kurumun yıpratılmasına izin vermemelidir
TSK’ ya yüklenen başta siyasi iktidar olmak üzere onun borazanlığını yapanlar, kendilerini de bir sorgulamalıdır. Bugün Siyaset kurumu başta olmak üzere medya yargı ve çeşitli kurumlardaki yozlaşma kirlenme bu gün had safhadadır.
Yıllardır Türkiye’yi idare eden siyasi iktidarlar bu gün devam eden kaosun baş sorumlularıdır. Sadece TSK’da değil diğer kurumlar içinde de yanlış yapan Hukuk dışına çıkan kişiler olmuştur.
“Ordu yıpranmasın, Türkiye yıpransın” diyemeyiz. Ordumuzda Türkiye’de yıpranmamalı. Nihayetinde TSK milletimizin en güvendiği ve saygı duyduğu en önemli kurumdur.
TSK’nın kesinlikle polemiklere girmemesi ve çekilmemesi lazımdır. Bir takım ihanet odakları Ordumuzu iç siyasetin içine çekmek için her türlü fitne ve fesatta bulunuyor. Siyasi iktidar da Orduyla çatışarak konumumu güçlendiririm derdinde. Hükümet Ordu-Siyaset gerilimini siyasi bir malzeme haline getirerek nemalanmak istiyor. Bunun kimseye faydası yok. TSK siyaset dışı kalmalı, siyasi iktidarda TSK ile kavga etmemelidir.
TSK’da kesinlikle kendini töhmet altında bırakacak zan altında bırakacak görüntüler sergilememelidir.
“Türk Derin Yapılarını 195O’lerde ABD kurdu”
Türkiye Üzerinde “Kozmik asimetrik” savaş sürüyor. NATO’nun her iki kanadı çatışıyor. Çatışan 2 kanat birbirini tasfiye etmeye çalışırken, güç ve iktidar kavgaları yaparken olan Türkiye’ye oluyor.
Herkesin şunu anlaması lazım: Çatışan iki zihniyetin birbirinden farkı yok. Statükocu ve küreselci kanat her zaman ABD ve NATO’ya hizmet eder.
Türkiye’nin barış, huzur ve refah bulamamasının, Demokrasi dışı arayışların halen devam etmesinin en büyük sebebi işte bu statükocularla, bunları tasfiye etmeye çalışan, ideolojik anlamda statükoculardan farkı olmayan yeni sömürgeci küreselci zihniyettir.
Soğuk savaşın ilk yıllarında ABD, NATO üyesi ülkelerde Sovyet tehdidine karşı “özel harp” daireleri kurdu. Bunların finansmanını ABD karşıladı. NATO üyesi ülkelerin ordularında kurulan gizli, derin harp dairelerinin elemanlarını yine CIA okullarında ders veren ABD’li uzmanlar yetiştirdi.
İkinci dünya savaşının hemen ardından ABD nin başını çektiği Emperyalist/ Kapitalist Blok hakim olduğu ülkelerde “gizli ordular” kurdu ABD ve İngiltere’nin öncülüğünde yürütülen çalışmalarla diğer bir Emperyalist olan Kızıl SSCB nin etki alanı kırılmak ve NATO üyesi ülkelerde, Moskova yanlısı Komünist hareketlerin iktidar olması engellenecekti.
NATO konseptine uygun olarak NATO üyesi ülkelerde kurulan, askeri yapılarda görev yapanlar CIA ve Pentagon’da yetiştirildi. 1950’li yıllarda 500 civarında ABD’li uzman ve danışman Türkiye’de görev yaptı.
STK’nın eğitim, teknik, silah malzemeleride ABD tarafından sağlandı. ABD Türkiye’de kurduğu askeri yapının 1974’e kadar finansmanını sağlıyor ve ödeneğini veriyordu.
STK mensuplarına Soğuk Savaş döneminde ders olarak “Amerikan Harp Doktrinleri” v.b leri okutuluyor. Amerikan Askeri Yönergeleri talimnameleri genelgeleri askeri eğitimlerde kullanılıyordu.
1948 yılının başından itibaren Türk-ABD Askeri anlaşmaları çerçevesinde Türk Subaylar ABD’ye eğitime gitti. NATO’ya girdiğimiz tarihten itibaren daha da yoğunlaştı.
ABD kara Harp akademisinde önce teorik daha sonra Askeri eğitim gördüler. ABD Genelkurmay başkanlığının 1989’da yaptığı açıklamaya göre, o tarihe kadar 4461 Türk Subayının “ onların üzerinde etki sağlama amacıyla ABD de eğitildiğini” açıklıyordu
Türkiye’de Bir Gladyo Üssü: “ JUSMMAD”
Amerikan askeri yardım kuruluşu ilk ismi “JUMMAT” daha sonraki ismi “JUSMMAT” bir sonraki ismi’ de 1 Mayıs 1994’te ODC (Amerikan İşbirliği Ofisi) olan bu karanlık merkez kuruluş 2. Dünya Savaşının bitiminin hemen ardından Türkiye’de kuruldu.
ABD Çıkarlarını korumak için kurulan Amerikan Askeri Yardım Kuruluşu Türkiye’de 1947 de faaliyete geçerken ilk yıllarında TBMM’de ve Genelkurmay Başkanlığı’nda bir odaları vardı.
Bir dönem sonra JUMMAT Meclis ve Genelkurmay’dan taşındı. Şimdi Ankara kirazlıdere mevkisinde Türkiye’yi istikrarsızlaştırma çalışmalarına aynen devam ediyor.
JUSMMAT Türkiye’deki bütün askeri ve darbe müdahalelerde başroldedir. Her darbe ve muhtırada, siyasilerden önce haberi olmuştur. Başbakanların bile haberi olmadığı darbe süreçlerinde bu karanlık merkezin çok önceden bilgisi olmuştur.
Zaten Ülkemizdeki darbecilerin bir çoğu da, bu karanlık kuruluşla birlikte çalışmıştır. CIA’nın “Bizim Çocuklar” dediği, işbirlikçi Militarist, Amerikancı Darbeciler, Generaller, JUSMMAT’a bilgi ve istihbarat aktarmışlardır.
Darbe ve muhtıra girişimlerini Washington’a ilk bildiren burası olmuştur. CIA’nın Ortadoğu’da ki istasyon şeflerinin ana karargahı gibidir. Burada çalışan CIA elemanları Türkiye’ de olup biten her şey den haberdardırlar.
“MAH ‘da CIA Kontrolündeydi”
ABD Emperyalizmi, Türkiye’yi her alanda kontrol altına almak için eski ismi “MAH” şimdiki ismi “MİT” olan istihbarata bile el atmıştı. O süreçte MAH’ın maddi ve teknik ihtiyaçlarını karşılıyordu.
DP İktidarı dönemince CIA elemanları ülkemizde dinleme istasyonlarını kurmuşlar ve daha o süreçte Başbakan Menderes başta olmak üzere bir çok devlet yetkilisini gizli olarak dinlemişlerdir.
MAH büroları bir çok yerde CIA büroları gibi çalışır hale gelmiş, CIA para karşılığı bir çok MAH Mensubunu İç istihbaratta kullanmıştır.
MAH’da Soğuk Savaş döneminin ilk yıllarında ABD tarafından yapılandırılmıştı. MAH istasyonlarını CIA Kurmuş ve bu istasyonlarda çalışanların maaşlarını da CIA ödüyordu.
Türkiye’de faaliyet gösteren CIA elemanları, böylece başta Milli Güvenliğimiz olmak üzere Ülkede olup biten her şeyden haberdar oluyordu.
İstihbaratını CIA’ya, karargahlarını Pentagona bırakırsan, milli güvenlikten söz edemezsin. 27 Mayıs 1960’da DP’nin İhtilalle devrilmesinin ardından başlayan Yassıada duruşmalarında ve daha sonraki süreçlerde CIA’nın Türkiye’deki karanlık faaliyetleri açık bir şekilde ortaya çıktı.
Devletin en hassas kurumları, ABD ve NATO’ ile içli dışlı olursa o ülkede kargaşa ve kaos biter mi? bitmez… Maalesef Türkiye 1950’lerden beri ABD’ye NATO’ ya bağımlı olmanın ve onun ileri bir karakolu gibi davranmanın faturasını acı bir şekilde ödüyor.
Türkiye ABD/NATO/İsrail ile ilişkilerini milli güvenliğini düşünerek, milli çıkarlarını ön planda tutarak yeniden ele alıp kesmezse, ne ülkede krizler biter, ne terör sona erer, ne de bölücü tehdit son bulur.
“ABD Ve NATO Türkiye’yi Kaosa Sürüklüyor”
ABD’nin devlet kurumlarına sızmış elemanları ve işbirlikçileri TSK’yı bilerek “hedef tahtası” haline getiriyorlar. Orduyu yıpratma çabaları Türkiye’nin milli güvenliğini zaafa uğratmak içindir.
TSK’nın yıpratılmasında ABD, AB, Irak ve Kuzey Irak boyutu vardır. ABD Türk Ordusunun öz savunmasını felç etmek istiyor. ABD Irak’ın kuzeyinde 14 yıldır Ankara anlaşması ile görev yapan “Özel Kuvvetlerden” hep rahatsız olmuştur. 4 Temmuz 2003’de Süleymaniye’de, Özel Kuvvetlere mensup Türk askerinin başına kahpece “çuval” geçirmesi bunun en açık örneğidir.
Türk Ordusunda Amerikancı eğilimler her zaman var olsa da varlıklarını bu günde devam ettirse de son dönemlerde anti Amerikancı ve milli düşünen subayların varlığıda kamuoyunda dile getirilmekte, konuşulmaktadır.
Türkiye’yi yıllardır yöneten, ABD İşbirlikçisi siyasi iktidarların, en az 60 yıldır “dostumuz “müttefeğimiz” dedikleri ABD’ye Orduda ciddi bir nefretin oluşması, ABD ve NATO’nun sorgulanması, karşı duruş ve çıkışlar ABD ve NATO’yu korkutmaktadır.
Özellikle “Özel Kuvvetler” üzerinde ABD’nin “Kozmik eli” bunu ortaya koymaktadır. ABD Türk Ordusunun Milli direnç merkezlerini yok etmek istemektedir.
ABD, Irak’ta Türk Ordusunun olmasını çıkarlarına bir tehdit olarak görüyor. Barzani, Talabani 2. Körfez savaşının ardından geçen 7 yıldır hep “Türk Ordusu Irak’a girmesin” “Musul ve Kerkük’te Türk askeri görmek istemiyoruz” demiştir.
ABD Emperyalizmi ve Irak’taki işbirlikçilerinin TSK’dan rahatsız olmaları bu yüzdendir. Türkmenlerin Türkiye ve Mehmetçik sevgisi ABD Barzani ve Talabani’yi hep endişelendirmiştir.
Siyasi iktidarın “dost” ve “müttefik” olarak gördüğü ABD, ülkemiz üzerindeki “kozmik asimetrik” savaşı, psikolojik hareketi küresel boyutu ile en modern şekli ve metotlarıyla uyguluyor.
Siyasi iktidardan nemalanan ve güç alan bazı kurumlar çeşitli yöntem ve işlemlerle TSK’yı yıpratmanın peşindeler. Onu töhmet altında bırakmak için medyaya da servis yapıyorlar.
Medya bugün Asimetrik psikolojik savaşın bir parçası. 28 Şubat sürecindeki “merkez medya” hangi anti-demokratik tutum ve davranışları gösteriyorsa, bugünde merkez medya-yandaş medya aynı şeyleri yapıyor. Önce devlet yıpratılıyor, ardından en güvenilir kurum olarak bilinen TSK ve diğer kurumlar yıpranıyor.
“ABD’ den Kozmik İtiraf !”
Merkezi Washington’da olan Atlantik Konseyinin koordinatörlüğünde hazırlanan ve AKP Hükümetine yaptırılan Açılımların bir büyük oyunun parçası olduğu artık ortaya çıkmıştır.
Geçen yılın Nisan Ayında Washington’da Kasımın ilk Haftasında İstanbul’da Yapılan geniş anlamda “açılımları ve Irak’ı” elen alan küresel toplantıların Finansörlüğünü ABD’nin böyle işlerde paravan olarak Kullandığı Norveç üstlenmiştir.
Açılımların arkasında Washington vardır CIA’nın son 40 yıldır Türkiye üzerine çalışan Türkiye ve Ortadoğu masasında çalışan istasyon şefleri, uzmanları yıllardır Türkiye’yi bölmek ve parçalamanın planlarını yapmaktadır.
Türkiye üzerine çalışan en az 100 kadar sözde düşünce kuruluşu gerçekte CIA’nın istasyon merkezleri vardır. Bunların işi gücü Türkiye’de maaşlı elemanları olan CIA’nın Solcuları, Liberalleri denilen işbirlikçi takımla Türkiye ‘yi yıkmaktır.
CIA ajanı Atlantik Konseyinin Koordinatörü David Phillips ile birlikte Türkiye’yi kaosa sürüklemek için yıkım planları, haritaları hazırlayan ABD’li Profesör Henry Barkey bir konuşmasında “açılımdan dönüş çok pahalıya mal olur diyerek” Türkiye’ye gözdağı vermeye çalışıyor.
Henry Barkey “PKK açılımıyla” ilgili olarak 1997 yılında da bir rapor hazırlamış Washington yönetimine de sunmuştu. Barkey konuşmasın da AKP hükümetinin Irak’ın Kuzeyine yönelik açılımlarının övüyor, Washington’un Türk Hükümetinin bu tutumundan memnun olduğunu söylüyor.
Barkey Türk Hükümetinin “açılım” politikasıyla ABD’yi rahatlattığını söylerken öte yandan güvenlik güçlerinin KCK’ya yönelik operasyonlarını ise “doğru” bulmadığını ifade ediyor.
Hükümetin Kapatılan DTP Milletvekillerinin ve kadrolarının da içinde yer aldığı İmralı talimatlı BDP’ye şans vermesini baskı yapmamasını istiyor.
Washington’un Henry Barkey’i niye konuşturduğu açıkça ortadır. DTP’nin Washington’da temsilcilik açmasına izin veren ABD’dir. Önce DTP’ yöneticileri ile yemekli toplantılarda bir araya gelen ABD’li diplomatlar şimdi de BDP’liler ile gizli kapaklı görüşmeler yapmaktadır. ABD’ nin Ankara Büyükelçisi ve Ortadoğu Masasında çalışan CIA elemanı diplomatlarının Bölücü gruplara açıkça destek verdiği belliyken AKP hükümetinin hala ABD ile kuzu sarma olması İşbirlikçi zihniyetini sergilemektedir.
“ABD PKK’ yı “Stratejik Maşa” Olarak Kullanmaya Devam Ediyor”
ABD Türkiye’ye karşı “PKK kartını” kullanmaya devam ediyor. Türkiye ABD ve Irak ile 3’lü koordinatörlük anlaşması yapmasına rağmen ABD’nin terör örgütü PKK‘yı “Stratejik maşa” olarak kullanmaya devam ettiği görülmektedir.
Eski ABD başkanı Bush ile, Yeni ABD başkanı Obama Başbakan Erdoğan’la bir araya geldiklerinde PKK’ yı “Terör örgütü” olarak nitelendirmişlerse de pratikte tam tersini yapmışlardır. PKK terör örgütü ABD askerlerinin gözleri önünde, Kandil’den Topraklarımıza sızarak hem kanlı eylemlerini devam ettiriyorlar hem de vatan evlatlarını hain pusularda kahpe saldırılarda şehit ediyorlar .
Kandil dağına çok yakın yerde ABD üsleri olmasına rağmen PKK militanları ellerini kollarını sallayarak ABD denetimi altındaki bölgelerden’ de silahlarıyla geçerek topraklarımıza sızarken ABD askerleri PKK’yı görmezlikten gelmeye devam ediyor.
21 Ekim 2007 Dağlıca’da 12 vatan Evladını 3 Ekim 2008’de Aktütün Jandarma karakoluna saldırıda 17 Vatan evladını şehit eden 7 Aralık 2009’da Reşadiye’de 7 vatan evladını şehit eden terör örgütü PKK’ ya en büyük desteği ABD askeri yapmıştır.
Irak içlerinden Hakkari’ye sızarak kanlı eylemler yapan terör örgütü militanlarının günler öncesinden eylem yapmak için geldiklerini bilmelerine rağmen ABD Türkiye’yle istihbarat paylaşımı yapmamıştır.
Yüksek teknolojiye sahip ve Uydular vasıtasıyla Irakta Yaprak kımıldasa haberi olan ABD PKK militanlar hakkında her şeyi bilmelerine rağmen Kandil Dağındaki PKK terör örgütüne dokunmuyor dokunmadığı gibi lojistik destek vermeye devam ediyor.
“Ha Sivil Faşizm Ha Askeri Faşizm, İkisi de Halk Ve Demokrasi Düşmanıdır…”
AKP yandaşları, devlet içindeki “Sovyetler Birliği Çöküyor” diyorlar, SSCB 19 yıl önce çöktü ama Rusya’ya demokrasi gelmedi. Giden “Sovyet Kızıl Faşistleri” gelen “Rus Faşistleri”…
İki rejim arasında fark yok. İkisi de totaliter, ikisi de otoriter, ikisi de, demokrasi ve özgürlük düşmanı. Gitti Bürokratik Politbüro geldi eski KGB ajanı Putin…
Bizim sistemimizde Doğu Bloku’na benzeyen statükocu kurumlar olsa da, esas Washington’un “bizim çocukları” Türkiye’de devam eden kaosun, kargaşanın, gerilimin mimarları.
SSCB çöktü, ABD’de çökecek. Komünizm çöktü, Kapitalizm’de çökecek. İnsanlık kapitalizmi tıpkı komünizm gibi tarihin çöplüğüne gönderecektir. AKP yandaşlarına halk soruyor: “T.C Sovyeti” çökerken yerine kurulan ne? Halk cevabını biliyor: ABD nin yeni dizayn ettiği küresel sivil faşizm…
Rusya’daki Faşist “Putinvari bir rejimi düşleyenler, eninde sonunda varacakları yer Sivil Faşist bir dikta rejimidir. Bu gün AKP çevrelerinde Putin/Medvedev ikilisini siyasi örnek olarak alanların varlığı bilinmektedir ancak şunu unutmasınlar: Türkiye Rusya değildir.
Askeri vesayeti önlemenin tek yolu özgürlükçü demokrasi, hukukun üstün olduğu politik toplumdur. Militarizme giden yolları engellemenin tek yolu sivil toplumu güçlendirmektir. Sivil faşizmi önlemenin yolu ise sivil toplumu güçlendirmektir. Sivil faşizmin panzehiri sivil toplumdur. Yani her iki militarist rejime de geçit vermemenin yolu milli iradeyi hakim kılmaktan geçer.
AKP iki yüzlü siyaset izliyor, demokrasi ve hukuk dışı yöntemlere başvuruyor. Tek parti zihniyeti ile hareket ediyor devlet imkanlarıyla kendine Muhalif gördüklerini sindirmeye çalışıyor, hakkında söylenen “sivil dikta” peşinde koşuyorlar. “Türkiye’yi korku cumhuriyetine dönüştürdüler” iddialarını doğrulatan siyasi tutum, davranış ve uygulamalar yapmaktalar.
Küreselci faşistlerle, laikçi, ulusalcı faşizan zihniyetler aynı damardan gelmektedir. bunlar egemen sınıfların ve Tekelci Kapitalizmin ürünleridir.
“Bir ABD Klasiği: Dün Afganistan Bugün Irak Yarın Kim?”
“Bugün Türkiye’de Orduyu’ da içine alan tartışmaların ve asimetrik operasyonların perde arkasında Washington/ Pentagon vardır. Küresel diktatör ABD, Ortadoğu’daki çıkarları için başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerini yeniden dizayn etmeye çalışıyor. ABD bölgede köşeye sıkışmıştır. Bütün teknolojik imkanlarına ve gücüne rağmen Ortadoğu’da ABD’ye karşı bir müthiş bir direniş var.
Afganistan’da, Irak’ta batağa saplanan ABD şimdide Yemende anti-Amerikancı hareketlerle başı belada. Orta Asya’da ve Ortadoğu’da ABD’nin karizması çizildi. Vietnam’da Yaşadığı sendromun yenilgilerin yenilerini yaşamaktadır.
Afganistan’da en son olarak CIA üssüne düzenlenen intihar saldırısında CIA’nın Afganistan ve Pakistan’da çalışan en önemli 8 elemanı öldü. CIA’ nın beynini yok ettiler.
Ürdünlü EL Balawi’nin İntihar saldırısı ile öldürdüğü yedi CIA ajanı, Afganistan’daki Amerikan operasyonlarının beyin takımı ve üst düzey görevlileriydi. Son saldırıda ABD’nin ne kadar zor bir durumda olduğunu ortaya koymaktadır.
Afganistan’da İşbirlikçi Karzai’yi hile ile hurda ile Devlet başkanı yapsalarda bunun kendilerine bir fayda sağlamadığı ortadır. Dün Afganistan, bu gün Irak yarın Yemen Pentagonun namlusunun ucunda Yemen var.
“Yeni Bir Av Sahası : Yemen”
Arap yarımadasının güneybatısında yer alan Ortadoğu’nun en fakir ülkesi Yemen 2000’de Amerikan savaş gemisi USS Cole’a Aden’de El Kaide tarafından saldırılması ve 17 personelin öldürülmesinden bu tarafa ABD ve dünyanın gündemine geldi.
2009 ortalarında ABD, Yemen ordusuna silah eğitim ve istihbarat vermekle yetinmedi, El Kaide kamplarının havadan vurulmasına lojistik destek verdi.
ABD ve Batılı Ortaklarının Afganistan/Pakistan Coğrafyasında verdikleri savaş Orta Asya’yı paylaşım savaşıdır. Bu bölgede Çin ve Rusya’da var Egemen Emperyaller Stratejik bir öneme sahip Yemenide Savaş alanına çevirmek istiyorlar.
ABD’ve Batı’nın en stratejik müttefiği, Suudi Arabistan’ın güney komşusu olan Yemen’de 32 yıldır(1978’den günümüze) iktidarda bulunan Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in Şii Hulisler Ayrılıkçı sol hareketler ve El kaide ile başı belada.
Yemen Hükümeti hem güneydeki ayrılıkçı hareketlerle hem’ de kuzey batıdaki Şii Zeydi Husilerin isyanını bastırmak 4 milyar doları aşan bir silah alımı çalışmaları başlatmıştır.
ABD ve Suudi Arabistan sağladığı Finansman ile Silah almak isteyen Yemene silah satmak için Rusya Çin ve eski doğu bloğu ülkeleri pay almak için Yemen pazarına hücum etmişlerdir.
ABD Başkanı Barack Obama, Yemen Hükümetine ABD karşıtı hareketleri bastırması için 150 milyon dolar mali yardım kararı aldı. ABD İngiltere ile Birlikte uzun zamandır Yemen’de çalışmalar yapmaktadır. CIA ve İngiliz gizli servis elemanları Yemen’de adeta karargah kurmuşlardır tek amaçları ABD/ İngiltere karşıtı hareketleri bastırmak ve yok etmektir.
ABD Yemende, ülkenin “EL- Kaide”nin ülkesi haline dönüşme ihtimaline karşı 3.işgal cephesine hazırlanıyor. ABD ve İngiltere Yemen büyükelçiliklerini kapattı. Yemen Hükümeti ile El- Kaide v.b gibi düşman gördüğü örgütlerle savaşmak için anlaşma imzaladı.
ABD Yemen Konusunda atacağı her adımı Britanya ile uyumlu olarak atmaya çalışıyor. İngiltere tıpkı ABD gibi Yemene askeri ve ekonomik yardım yapma kararı aldı. İngiltere Hükümeti 2011 yılında 161 milyon dolarlık yardım yapmayı planlıyor.
Washington Afganistan’da Irak’ta olduğu gibi Yemende de iktidarını Ordu, Polis ve diğer kurumlarla sürdüren halk desteği olmayan bir iktidar sürdürüyor.
Irak’ta çıkardıkları, bir dönem devam eden, şimdi duran Şii-Sünni çatışmasını Yemen’de de yapmaya çalışıyorlar. Yemende’ de Sünni –Şii çatışması çıkartarak bu ülkenin bölünmesini tezgahlıyorlar.
ABD ve stratejik ortakları Yemeni ‘ de Kuzey Yemen/ Güney Yemen diye bölmek istiyor. Arap Yarımadasının Afganistan’ı olan Yemeni’de işgal etmek istiyor. ABD’li bazı Senatörler ABD’nin Yemeni işgal etmesi için savaş çağrıları yapıyor.
Afrika’daki en büyük üssünün Komutanlığını Habeşistan’dan ayrılma, 600 bin nüfuslu ülke Cibuti’de kuran ABD, Yemen operasyonlarını buradan yönetiyor.
ABD Başkanı Obama ve ABD ordusunun Merkez Komutanlığı Komutanı, general David Petraeus Yemene karşı bir askeri hazırlığımız yok dese de ABD Özel kuvvetler Komutanlığı olası bir askeri operasyon için hazırlıklarını devam ettiriyor.
ABD Güvenlik komitesi senatosundan Joe Lieberman “Irak dünün savaşıydı, Afganistan bu günün savaşı. önleyici müdahalede bulunmazsanız Yemen “Yarının savaşı” olacaktır. ” açıklamasını yapıyor.
Yemen’e silah satışı rekabeti kızışırken, Irak ve Afganistan’a terörle mücadele gerekçesi ile müdahale eden işgal eden ABD nin Yemen’ ede benzer bir operasyon yapacağı uluslar arası çevrelerde konuşulmaktadır.
Petrol sevk yollarının hemen yanı başında bulunan Yemene gerçekleşecek herhangi bir ABD Müdahalesinin bölgenin yeni bir Irak veya Afganistan’a dönüşebileceği yorumları yapılıyor.
Ortadoğu’da olduğu gibi Arap yarımadası’nda da ABD karşıtlığı, düşmanlığı had safhada. Yemende yönetim, ABD İşbirlikçisi olsa ’da ABD yi baş şeytan olarak gören halk kitleleri var.
ABD Yemende yeni bir maceraya atılıyor. Somali, Irak, Afganistan tecrübeleri gibi Yemen macerasının da felaketle sonuçlanacağı bellidir. Yemen din, aşiret, etnik, mezhep yapısı itibarıyla Afganistan’da daha karışıktır.
ABD İslam dünyasını bir “av” sahasına çevirmiş gibi. Yanında kendisinden daha eski ve köklü Sömürgeci İngiltere ile şimdi Yemene el atmışlardır.
Washington ve Pentagon’un en az 30 yıldır kullandığı taşeron yapılar, şimdi ABD’nin başına bela olmuştur. ABD’nin çıkarlarına darbe vurmaktadır. Bunlar yeni değildir. Her emperyalist ülke bir gün mutlaka kullandığı taşeronlarla ve yapılanmalarla sıkıntılar yaşar. Ortadoğu’ da hain ve taşeron tükenmez. ABD dün El-Kaide ve Talibanları kullanıyordu, yarında başkalarını kullanır. Birini bırakır, birini çıkartır.
Askeri işgallerin çözüm olmadığı Pentagona gelen cenazelerden bellidir. Pentagon en seçkin askerlerine ve en son modern savaş teknolojisine sahip olmasına, ve bunları halka, direnişçilere kullanmasına rağmen sonuç alamıyor. ABD ‘ye karşı direniş bitmiyor daha da güçleniyor.
“Taliban’la Baş Edemeyen ABD, Afganistan’a Türk Askeri İstiyor”
ABD’nin Afganistan’da 75 bin askeri bulunmasına rağmen ABD Taliban’ı yok edemedi. Washington NATO üyesi ülkelerden yeni ek asker göndermesini istiyor, 40 bin civarında bir asker ihtiyacı olduğunu söylüyor.
&nbs